Kimler İçin?
Ebeveynler, bakımverenler, öğretmenler ve psikolojik danışmanlar başta olmak üzere çocukların sağlıklı gelişimini desteklemek isteyen herkes için.Yazar: Psk. Dan. Mustafa Sevat YÜCEL
Ergenlikte değişen tercihler, ilişkiler ve duygular çoğu zaman bir “sorun”dan çok, gencin kendini tanıma çabasının parçasıdır.
Bir ergenin sık değişen fikirleri, tarzı, arkadaşları ya da hayalleri yetişkinlere kararsızlık gibi görünebilir. Oysa bu değişimlerin arkasında çoğu zaman temel bir gelişimsel arayış yatar: “Ben kimim?”
Ergenlik dönemi, yalnızca bedensel değişimlerin değil kişinin kendini, ilişkilerini, değerlerini ve dünyadaki yerini yeniden anlamlandırmaya çalıştığı bir dönemdir. Bu nedenle ergenin zaman zaman çelişkili, dalgalı ya da kararsız görünmesi her zaman bir sorun belirtisi değil, kimlik gelişiminin doğal bir parçası olarak da ele alınmalıdır. Bu yazıda ergenlikte kimlik arayışı Erikson’un Psikososyal Gelişim Kuramı çerçevesinde ele alınırken, bu sürecin farklı sosyal koşullarda nasıl desteklenebileceğine de değinilecektir.
Erikson’un Psikososyal Gelişim Kuramı’nda ergenlik dönemi, “kimliğe karşı rol karmaşası” evresiyle açıklanır. Bu dönemde genç, çocuklukta kendisine sunulan tanımların ve rollerin ötesine geçerek “Ben kimim?”, “Nereye aitim?”, “Neye değer veriyorum?”, “Nasıl biri olmak istiyorum?” gibi sorulara kendi yanıtlarını aramaya başlar (Erikson, 1968). Kimlik duygusu yalnızca meslek seçimiyle değil, kişinin değerleri, ilişkileri, aidiyetleri, bedeniyle kurduğu ilişki ve geleceğe dair yön duygusuyla da ilgilidir. Ergen bu alanlarda kendine ait daha bütünlüklü bir yanıt geliştirmekte zorlandığında ise rol karmaşası yaşayabilir. Yani ne istediğini, nereye ait olduğunu ya da hangi yöne ilerlemek istediğini belirlemekte güçlük çekebilir.
Marcia’nın Erikson’dan hareketle geliştirdiği kimlik statüleri yaklaşımı da bu süreci daha somut biçimde anlamamıza yardımcı olur. Marcia’ya göre kimlik gelişimi, gencin farklı seçenekleri keşfetmesi ve zamanla bazı değer, rol ya da yönelimlere bağlanmasıyla ilerler (Marcia, 1966). Bu nedenle ergenlikte sık gördüğümüz bazı davranışlara yalnızca “kararsızlık” ya da “tutarsızlık” olarak bakmamak gerekir. Bir hafta önce çok sevdiği bir arkadaş grubundan uzaklaşan, odasının düzenini değiştiren, farklı giyim tarzları denemeye başlayan ya da gelecekte ne yapmak istediğine dair fikrini sık sık değiştiren bir ergen aslında kendine uygun olanı arıyor olabilir. Bu süreç çoğu zaman hazır bir cevaba ulaşmaktan çok, denemek, sorgulamak, bazen vazgeçmek ve zamanla kendine yakın olanı ayırt etmekle ilerler.
Bu arayış yalnızca ergenin kendi içinde yaşadığı bireysel bir süreç değildir. Aile, okul, akran ilişkileri ve içinde bulunduğu kültürel ortamın yanı sıra din, dil, etnik köken, engellilik durumu, toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim ve sosyoekonomik düzey gibi faktörler de gencin kendine dair yön duygusunun nasıl şekilleneceğini etkiler. Bir ergenin düşüncelerini ifade edebildiği, farklı yönlerini deneyebildiği ve hata yaptığında tamamen reddedilmediği ilişkiler içinde büyümesi, kimlik arayışını destekleyici bir zemin oluşturur. Buna karşılık sürekli olumsuz değerlendirilen, eleştirilen, alay edilen veya zorbalığa maruz kalan ergen, kendini keşfetmekten çok kendini savunmaya yönelebilir. Bu nedenle Erikson’un sözünü ettiği kimlik arayışı, yalnızca ergenin iç dünyasında değil; onu çevreleyen ilişkiler, beklentiler ve güvenlik duygusu içinde de şekillenir.
Bu kimlik arayışı her ergen için aynı koşullarda yaşanmaz. Bazı gençler aile, okul ve akran ilişkileri içinde kendilerini daha rahat ifade edebilirken bazıları kimliklerini keşfederken daha fazla kaygı, baskı ya da dışlanma ihtimaliyle karşı karşıya kalabilir. UNESCO ve diğer Birleşmiş Milletler kuruluşlarının hazırladığı Cinsellik Eğitimi Üzerine Uluslararası Teknik Rehber, çocukların ve gençlerin sağlık, iyi oluş, insan hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde desteklenmesini; saygı, kapsayıcılık, ayrımcılık karşıtlığı ve güvenli ilişkiler gibi değerlerin eğitim süreçlerinde yer almasını vurgular (UNESCO et al., 2018). Bu çerçevede, farklı kimliklere sahip ergenlerin okulda ve ilişkilerinde kendilerini güvende hissedebilmeleri, kimlik gelişiminin desteklenmesi açısından önemlidir.
Bu çeşitlilik içinde bazı ergenlerin kimlik arayışı daha hassas koşullarda ilerleyebilir. Özellikle cinsel yönelimi veya cinsiyet kimliği bakımından azınlık konumundaki ergenler için “Ben kimim?” sorusu, kimi zaman “Bunu paylaşırsam kabul edilir miyim?”, “Ailem ya da arkadaşlarım bana nasıl tepki verir?”, “Okulda kendimi güvende hissedebilir miyim?” gibi sorularla birlikte yaşanabilir. Bu da Erikson’un tarif ettiği “Ben kimim?” sorusunun bazı ergenler için aynı zamanda “Bu kimliğimle güvende olabilir miyim?” sorusuna dönüşebildiğini gösterir. Meyer’in azınlık stresi modeli, bu deneyimi anlamak için önemli bir çerçeve sunar. Bu modele göre azınlık gruplarına mensup bireyler, yalnızca gündelik yaşam stresleriyle değil; önyargı, ayrımcılık, reddedilme beklentisi, kimliği gizleme zorunluluğu ve içselleştirilmiş olumsuz inançlar gibi ek stres kaynaklarıyla da baş etmek zorunda kalabilirler (Meyer, 2003). Burada vurgulanması gereken nokta, cinsel yönelim ya da cinsiyet kimliğinin bir ruh sağlığı sorunu olmadığıdır; ruh sağlığını zorlayan çoğu zaman bu kimliklere yönelen dışlanma, damgalanma ve güvensiz çevresel koşullardır.
Bu nedenle ergenin yaşadığı kaygı, içe kapanma, öfke, yalnızlık ya da kararsızlık yalnızca bireysel özellikleri üzerinden değerlendirilmemelidir. Bazen bir ergenin zorlanmasının arkasında, kendini ifade ettiğinde kabul görmeyeceğine dair güçlü bir beklenti, okulda maruz kaldığı alaycı söylemler, aile içinde duyduğu yargılayıcı cümleler ya da ait olduğu grupların görünmez kılınması olabilir. Bu noktada yetişkinlerin sorması gereken soru yalnızca “Bu genç neden böyle davranıyor?” değil, “Bu genç hangi koşullarda kendini güvende hissedemiyor?” sorusu da olmalıdır. Çünkü kimlik gelişimi, yalnızca bireyin iç dünyasında değil; ilişkiler, kabul deneyimleri, güvenlik hissi ve aidiyet duygusu içinde şekillenir.
Bu süreçte ailelerin, öğretmenlerin ve psikolojik danışmanların temel görevi, ergenin kim olduğunu onun yerine tanımlamak değil; kendini keşfedebileceği güvenli bir alan açabilmektir. Araştırmalar, cinsel yönelimi veya cinsiyet kimliği bakımından azınlık konumundaki ergenler açısından destekleyici ebeveynlik ve olumlu ebeveyn-çocuk ilişkilerinin ruh sağlığı ve iyi oluş bakımından önemli bir koruyucu bağlam oluşturduğunu göstermektedir (Mills-Koonce et al., 2018). Benzer şekilde okul bağlılığı ve güvenli okul iklimi de gençlerin ruh sağlığı ve iyi oluşu açısından koruyucu bir kaynak olarak ele alınmaktadır (CDC, 2024). Ergenin deneyimini küçümsemeyen, güvenli sınırlar sunan ve gerektiğinde destek kaynaklarına yönlendiren yetişkinler, bu dönemde önemli bir koruyucu rol üstlenebilir.
Bu nedenle ergenin söylediklerini hemen düzeltmeye, küçümsemeye ya da yönlendirmeye çalışmak yerine onu dinlemek, merak etmek ve duygusunu ciddiye almak destekleyici olabilir. “Bu senin için ne ifade ediyor?”, “Kendini en çok nerede rahat hissediyorsun?”, “Bu konuda yanında nasıl durabilirim?” gibi sorular, ergenin kendini daha güvenli biçimde anlatmasına yardımcı olabilir.
Sonuç olarak Erikson’un kuramı, ergenlikteki belirsizliğin çoğu zaman gelişimin doğal bir parçası olduğunu hatırlatır. Önemli olan, bu belirsizliğin güvenli ilişkiler içinde taşınabilmesidir. Ergenlikte kimlik arayışı, çözülmesi gereken bir sorun değil; anlaşılmaya, eşlik edilmeye ve güvenli ilişkiler içinde desteklenmeye ihtiyaç duyan gelişimsel bir süreçtir. Bazen bir ergen için en destekleyici şey, onu hemen değiştirmeye çalışmayan; dinleyen, ciddiye alan ve yanında kalabilen bir yetişkinin varlığıdır.
Kaynakça
Centers for Disease Control and Prevention. (2024). School connectedness helps students thrive. CDC.
Erikson, E. H. (1968). Identity: Youth and Crisis. New York: Norton.
Marcia, J. E. (1966). Development and validation of ego-identity status. Journal of Personality and Social Psychology, 3(5), 551–558.
Meyer, I. H. (2003). Prejudice, social stress, and mental health in lesbian, gay, and bisexual populations: Conceptual issues and research evidence. Psychological Bulletin, 129(5), 674–697.
Mills-Koonce, W. R., Rehder, P. D., & McCurdy, A. L. (2018). The significance of parenting and parent–child relationships for sexual and gender minority adolescents. Journal of Research on Adolescence, 28(3), 637–649.
UNESCO, UNAIDS, UNFPA, UNICEF, UN Women, & WHO. (2018). International technical guidance on sexuality education: An evidence-informed approach (Revised ed.). UNESCO.