Kimler için?
Psikolojik danışmanlar ve öğretmenler
Bir öğrenciniz okula sık sık devamsızlık yapıyor, sosyal etkinliklere katılmıyor, arkadaşlarından uzaklaşıyor ya da ders başarısı düşüyor. İlk aklımıza gelen ne oluyor? Birçok neden… Peki ya yoksulluk?
Yoksulluk her zaman zihnimizdeki stereotiplere uygun biçimde, eski kıyafetler ya da yaşam koşulları elverişsiz bir ev üzerinden görünür olmayabilir. Hatta bazı öğrenciler, içinde bulundukları ekonomik güçlükleri çevrelerinden gizlemek ya da belli etmemek için çaba gösterebilir. Bu nedenle çocuk ve ergenlerle çalışan uzmanlar için önemli olan, “Yoksul görünüyor mu?” diye bakmak değil, “Neye erişemiyor?” sorusunu da sorabilmektir.
Yoksulluk, ergenlerin yaşamının birçok alanını aynı anda etkileyebilir; yeterli beslenme, sağlık hizmetleri, güvenli barınma, eğitim ve sosyal yaşama katılım gibi temel gereksinimlere erişimde yaşanan yoksunlukları da kapsar. UNICEF de çocuk yoksulluğunu bu çok boyutlu çerçevede ele almakta; beslenme, sağlık, eğitim, su ve barınma gibi temel gereksinimlerden yoksunluğun çocukların gelişimini ve gelecekteki yaşam fırsatlarını etkileyebileceğine dikkat çekmektedir. TÜİK’in 2025 verilerine göre Türkiye’de 0-17 yaş grubundaki çocukların %36,8’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında yaşamaktadır. Bu veri, yoksulluğun çocuk ve ergenlerin yaşamındaki etkisinin bireysel örneklerin ötesinde, geniş bir toplumsal kesimi ilgilendiren bir mesele olduğunu göstermektedir.
Ergenlik, fiziksel büyümenin hızlandığı, beynin gelişimini sürdürdüğü ve yaşam boyu sağlığı etkileyebilecek alışkanlıkların şekillendiği önemli bir dönemdir. Bu dönemde yeterli ve dengeli beslenmeye, temiz suya ve sağlık hizmetlerine erişememek büyüme ve gelişmeyi olumsuz etkileyebilir. Dünya Sağlık Örgütü de yoksulluğu ergen sağlığının önemli sosyal belirleyicilerinden biri olarak ele almakta; yoksulluk içinde yaşayan ergenlerin gıda güvencesizliği ve ruh sağlığı sorunları gibi olumsuz sağlık sonuçlarıyla karşılaşma olasılıklarının daha yüksek olduğuna dikkat çekmektedir.
Yoksulluk, sağlıklı yaşam davranışlarını sürdürmeyi de zorlaştırabilir. Örneğin güvenli spor alanlarının bulunmaması, fiziksel aktivitenin maliyeti, yaşanılan çevrenin güvenli olmaması ya da çalışma zorunluluğu, ergenlerin düzenli fiziksel aktiviteye katılmasını güçleştirebilir, ergenin kötü alışkanlara yönelmesine sebep olabilir.
Ekonomik güçlüklerin sürekli ve öngörülemez olması, ergenlerin günlük yaşamlarında belirsizlik ve gelecek kaygısı yaşamalarına neden olabilir. Temel ihtiyaçlara erişimde yaşanan sınırlılıklar, eğitimle ilgili güçlükler, çalışma zorunluluğu veya sosyal yaşama katılamama gibi deneyimler stres, kaygı, depresif belirtiler ve umutsuzlukla ilişkili olabilir. 2022 yılında yayımlanan bir araştırmada, çok boyutlu yoksulluk içinde yaşayan ergenlerin ruh sağlığı sorunları yaşama riskinin, yoksulluk yaşamayan akranlarına göre %50 daha yüksek olduğu bulunmuştur. Araştırma, özellikle eğitimde geri kalma ve eğitimle birlikte çalışma gibi ergenin doğrudan deneyimlediği yoksunlukların ruh sağlığıyla güçlü biçimde ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu nedenle bir ergenin ruh sağlığını değerlendirirken yalnızca bireysel özelliklerine ve davranışlarına değil, içinde yaşadığı koşullara da bakmak gerekir.
Ergenlik döneminde arkadaşlıklar, sosyal kabul ve bir gruba ait olma duygusu da büyük önem taşır. Ancak ekonomik yetersizlikler; kıyafet, okul materyalleri, dijital araçlar veya ücretli sosyal etkinliklere erişim gibi alanlarda eşitsizlik yaratabilir. Bir ergenin arkadaşlarıyla yapılan etkinliklere katılamaması, okulda kendini geri çekmesi veya akranlarından uzaklaşması yalnızca “isteksizlik” ya da “sosyal beceri eksikliği” olarak görülmemelidir. Ekonomik yoksunluk ve buna eşlik eden dışlanma deneyimleri, ergenin benlik algısını, özsaygısını ve aidiyet duygusunu da etkileyebilir. Bu nedenle “Neden katılmıyor?” sorusunun yanında “Katılmasını zorlaştıran bir engel var mı?” ve “Neye erişemiyor?” sorularını da sormak önemlidir.
Yoksulluk, eğitimden kopma ve okul devamsızlığı açısından da önemli bir risk oluşturabilir. Eğitim materyallerine, dijital teknolojilere ve uygun öğrenme ortamlarına erişememek öğrenme süreçlerini zorlaştırabilir. Ekonomik nedenlerle çalışmak zorunda kalan bazı ergenler eğitimlerine düzenli devam edemeyebilir veya zaman içinde okuldan tamamen kopabilir. Bu durum yalnızca akademik başarıyı değil, ergenin sosyal ilişkilerini, ruh sağlığını ve gelecekteki eğitim ve istihdam olanaklarını da etkileyebilir.
Bununla birlikte okul, yoksulluğun yarattığı eşitsizliklerin azaltılabileceği önemli bir koruyucu ortamdır. Ergenin kendisini değerli, desteklenmiş ve okula ait hissetmesi; akademik başarısını, öz yeterliliğini ve ruh sağlığını destekleyebilir. Okulda güven ilişkilerinin kurulması, öğrencinin ihtiyaçlarının fark edilmesi, uygun desteklere yönlendirilmesi ve sosyal yaşama katılımının desteklenmesi, ekonomik güçlüklerin ergen üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmaya katkı sağlayabilir.
Yoksulluk, ergenin seçimi değildir. Ancak yoksulluğun getirdiği koşullar; eğitim, sağlık, ruh sağlığı, sosyal ilişkiler ve geleceğe ilişkin fırsatlar üzerinde derin etkiler bırakabilir. Bu nedenle ergen sağlığına bütüncül bir bakış, yalnızca bireyin davranışlarına değil, yaşadığı koşullara, sahip olduğu olanaklara ve temel haklara erişimine de bakmayı gerektirir.
Bir ergenin yaşadığı güçlükleri anlamanın ilk adımı, davranışın ardındaki koşulları fark etmektir. Bazen küçük bir fark ediş, doğru bir soru ve zamanında sunulan destek, bir ergenin eğitimden, sağlıktan ve sosyal yaşamdan kopmasını önleyebilir.
Kaynaklar
- World Health Organization. (2026). Proportion of adolescents who live below the poverty line.
- Díaz, Y., Evans-Lacko, S., et al. (2022). Multidimensional poverty and adolescent mental health: Unpacking the relationship. Social Science & Medicine, 311, 115276.
- Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). (2026). Yoksulluk ve yaşam koşulları istatistikleri, 2025. Ankara: TÜİK.
- UNICEF. (2026). Child poverty.